Üvey kardeşler: Vakit ve Hürriyet
Yeni yıla nasıl girersen, bütün yıl öyle geçermiş derler. Yeni yıla aklında bin bir tilki, kalbi buz tutmuş olarak girenlerden bütün bir yıl herhangi bir hayır beklenir mi?
Mesela yeni yıla çocuk cesetleri üzerinden bile üzerimize ideolojik mesaj yağdıran iki haberle girmiş Hürriyet ve Vakit gazetelerinden 2009’un geri kalan 362 gününde ne bekleyebiliriz?
Ortak bir kötücül ruhun eseri olan bu iki habere daha yakından bakmaya davet ediyorum sizi.
Daha yakından bakalım ve herkesin birbirinin zıddı sandığı Vakit ve Hürriyet’in nasıl da ortak bir zihniyet dünyasının farklı cephelere düşmüş üvey kardeşleri gibi olduğunu keşfedelim.
‘Hamas Lideri’nin dört karısı’ - (Hürriyet, 02 Ocak 2009)
Söz konusu haber yılın ikinci günü Hürriyet gazetesinin birinci sayfasında işte bu başlıkla çıktı. Haberin iç sayfalardaki devamında da Hamas Lideri Nizar Rayan’ın “dört karısı ile birlikte” öldürüldüğü özellikle vurgulanmıştı. Haberin her yerine serpiştirilmiş bu vurgular yetmemiş olacak ki alakasız bir fotoğrafın ortasına büyük kırmızı puntolarla “İsrail, Rayan’ı dört karısıyla evinde vurdu” diye de ayrıca belirtilmişti. Yani Hürriyet için haberde öne çıkarılması gereken, bu masum kadın ve çocukların öldürülmesi değil, pespaye bir “Dört karılı Arap” oryantalizmiydi.
Aynı saldırıda Rayan’ın 7-10 yaşlarındaki iki çocuğunun da öldürülmesi ise haberin ancak ikincil unsuru olabilmişti.
Hâlbuki bu haber o gün ajanslara çok acıtıcı kadın ve çocuk cesedi fotoğrafları eşliğinde düşmüştü. Ama o kadınların cesetleri “bir Hamas liderinin dört karısından” başka bir şey değildi Hürriyet için ve bu görüntüler Hürriyet’i “dört kadın ile evlilik” meselesinde fırsat bu fırsat modernist mesajlar vermekten alıkoyamamıştı.
Gazetenin iç sayfalarında “Hamas Liderine aile boyu bomba” gibi münasebetsiz bir başlıkla verilen haberin devamındaki öfkeli dil de dikkat çekiciydi. Hürriyet, öldürülen Hamas liderini haberin en başında “ İsrail’e yönelik intihar saldırılarını savunuyor ve canlı bombalara akıl veriyordu (ne demekse)” diye tarif ediyordu.
Ama böyle bir vahşeti bile ideolojik kodlar ve mesajlarla süsleyip verebilen Hürriyet’in bu kirli zihni ve kötücül bakışı konusunda esaslı bir rakibi vardı.
İkinci haberimiz o esaslı rakipten...
‘Yılbaşı felaketi’ - (Vakit, 02 Ocak 2009)
2 ocak tarihli Vakit’in sürmanşetinde ‘Yılbaşı felaketi’ başlığı altında şöyle yazıyordu “İsrail’in Gazze’ye yönelik katliamlarına rağmen yılbaşını kutlayan duyarsız çevreler, çeşitli rezaletlerin yanı sıra facialara da sebep oldu.” Vakit’e göre yılbaşı gecesi Ankara’da yedi Bilkentli gencin doğalgaz sızıntısıyla ölümü de bunun örneklerinden sadece biriydi.
Haber tıpkı Hürriyet’in aynı günkü haberi gibi ince ince ideolojik kodlarla işlenmişti. Çocuk cesetlerini gören habercinin ilk aklına gelen yine siyasi kavga olmuştu. Haber metnindeki şu vurgular bu kötücül ruh halini ele veriyor: “Ankara’da yılbaşı kutlayan kızlı-erkekli yedi öğrenci alkol alıp...”, “Yılbaşı eğlencesine dalan ve sızan doğalgazı fark etmeyen 7 genç...”
Vakit de tıpkı Hürriyet gibi utanmadan ve sıkılmadan çocuk cesetlerinin üzerinden ideolojik mesaj vermişti.
Söz konusu sürmanşetin yer aldığı gazetenin medyadan alıntılar sayfasında benim bir yazımın manşet yapılması ise 2009’da başıma gelmiş son kötü şey olsun...
* * *
Bir soru sorabilir miyim hocam!
Yazının bu kısmının ise üst kısmıyla hiçbir alakası yoktur. Aslında Binnaz Toprak’ın Mahalle Bakısı araştırması için “sözde araştırma” bile dendiğini duyduğumdan beridir mevzudan uzak durmaya karar vermiştim.
Eminim, televizyonlardan gördüğüm kadarıyla çok “cool” bir insan olan Binnaz Hanım Türkiye’de Huti-Tutsi kavgası tadındaki siyasi kutuplaşmanın hararetiyle yapılmış bu araştırmasına yıllar geçip, bu kötü havalar dağılınca tekrar baktığında hakkaniyetli bir değerlendirme yapacaktır zaten.
Ama Toprak’ın bizim gazetenin HerTaraf sayfalarında çıkan “bana cevap vermek gereği bile duymadığını” söyleyerek, bana cevap verdiği yazısıyla ilgili ise yine onun tekniğini kullanarak yani “cevap verme gereği duymadan bir cevap vermem” gerekiyor galiba.
Öncelikle düzenli okumadığını söylediği Taraf gazetesinin, “görüşleri hakkında pek fikir sahibi olmadığını” söylediği bir yazarı hakkında vardığı büyük hüküm cümlelerini görünce Mahalle Baskısı araştırmasındaki totolojik değerlendirmelerin kaynağı hakkında bir fikrim oldu doğrusu. Benim yazımı böyle okuyan Binnaz Hanım’ın, Türkiye sosyolojisini, mahalle araştırması verilerini de o araştırmada görüldüğü gibi okumasına artık şaşırmayacağım.
Onunla aynı “amaçlı örneklem” yöntemini kullanarak yaptığım “Laik Mahalle Baskısı Araştırması” için yaptığı “türban sorununa duyarlı ama Alevilerin sorunlarına duyarsız” eleştirisini herhalde bir yerlerden hatırlıyordur. Kendi araştırmasına da benzerleri gelmişti çünkü.
Ayrıca iyi bir sosyologun daha çok gazete okuması (mesela Taraf gibi bir gazeteyi siyaseten hoşlanmasa da mesleki bir merakla bile olsa düzenli takip etmesi), yaşı, ünü, titri diye ayırmadan herkesten bir şeyler duymaya ve öğrenmeye açık olması beklenir. Yine de istediği anda arşivlerimiz kendisine bir internet kadar yakındır. Bir gün hakkımda daha bilimsel bir kanaate sahip olmak isterse de başka bir araştırmasında “amaçlı örneklem” olmaya şimdiden söz veriyorum.
Ama araştırmacıma güven duymak için basit bir soruya cevap istiyorum:
Bir gün eşi ya da kendisi başörtülü olan, oruç tutan, namaz kılan, içki içmeyen hatta bir cemaat ya da tarikatla ilişkisi olduğunu bildiğiniz, ama akademik olarak çok yetkin, çok başarılı ve çok istekli bir öğrencinizi kendinize asistan olarak seçer misiniz?
- Yorumlamak için Giriş yapın veya kaydolun