Keman

Pazar akşamı saat 19’da Ali Sami Yen Stadında Galatasaray - Beşiktaş maçı oynanırken, TBMM’de de Milli Eğitim Bakanlığı ile üniversitelerin bütçeleri oylanıyordu.
550 koltuklu TBMM’de, 100 kadar milletvekili ya vardı, ya yoktu.
* * *
Meclis Başkanvekili, hızlı hızlı oylama yaparken:
- Maddeyi kabul edenler, diyordu.
Koltuklarının neredeyse 5’te 4’ü boş olan Meclis’te, önlerde serpilmiş olarak oturan bir avuç milletvekili hemen parmaklarını kaldırıyorlardı.
* * *
Başkanvekili:
- Kabul etmeyenler, diyordu.
3 - 5 parmak ya kalkıyor, ya kalkmıyordu.
Başkanvekili:
- Madde kabul edilmiştir, diyordu.
* * *
16 milyon aileden oluşan Türkiye’de, devlet bütçesinin bakanlıklar arasında nasıl bölüşüldüğü ve nasıl harcandığı, hiçbir zaman merak edilmemiş, ilgi çekmemişti.
* * *
Üniversite mezunlarından binlercesi, ya yeni alınacak itfaiyecilerden biri, ya maden kuyularında çalışacak işçilerden biri olmak için kuyruklara girerken, kimse üniversitelerin 1909 Bütçe yasasındaki maddeleri umursamasa da; böyle bir umursamazlık, ne yüksek direklere bayrak çekmeye, ne de pencerelerden salkım saçak sarkıtmaya engeldi.
* * *
Bendeniz ise henüz öğrendiğim ve 21. yüzyılın yeni ahengiyle nasıl dans edildiğini gülücüklü bir hayretle gördüğüm, bir röportaja kaptırmıştım kendimi.
* * *
Washington Post gazetesi, dünyanın en ünlü keman virtüözlerinden Joshua Bell ile temasa geçmiş ve kendisiyle, sabahın saat 8’e yakın saatlerinde, Washington’un en hareketli metro istasyonlarından “L’enfant Plaza”da, bir sokak çalgıcısı kılığına girerek, keman çalması için anlaşmıştı.
* * *
Böyle bir deneyi ve röportajı gerçekleştirmek için seferber olan Washington Post’un gazetecileri, “Ulusal Senfoni Orkestrası Müzik Direktörü” Leonard Slatkin ile de konuşmuşlar ve tahminlerini sormuşlardı.
* * *
Leonard Slatkin:
- Sabahın o hareketli saatlerinde, demişti; bir sokak çalgıcısı kılığında 45 dakikalık bir konser verecek olan Joshua Bell’i en az 35 - 40 kişi kaliteyi fark ederek, 75 - 100 kişi de müziğin çekiciliğiyle çevresinde toplanarak durur ve dinler; 150 dolar kadar da bir parsa toplanır.
* * *
12 Ocak 2007 sabahı saat 7.51’de, “L’enfant Plaza”da gizli kameralar kurulmuş, teknik uzmanlar ve röportajı hazırlayan gazeteciler yerlerini almışlardı.
* * *
Joshua Bell de, ayağında bir blue jean, sırtında kötü bir trençkot, başında bir beyzbolcü şapkası, elinde de 1713 tarihli “Stradivarius” kemanıyla gelmiş ve konserine başlamıştı.
* * *
Keman konserinde ilk parça olan Bach’ın bir bestesini, Shubert’in “Ave Maria”sı izlemiş ve konser 43 dakika sürmüştü.
* * *
O sırada Joshua Bell’in yanından 1097 kişi geçmişti; kimileri cep telefonlarıyla konuşarak, kimileri de kulaklarında “ipod”larıyla kendi müziklerini dinleyerek.
* * *
Dünyanın en ünlü keman virtüözünün yanından geçenlerden 1070 kişi, keman çalan Joshua Bell ile hiç ilgilenmemişti.
Sadece 27 kişi birkaç dakika durup dinlemiş, çocukken keman çalmış 2 kişi 5’er dolar, bir süre önce Bell’in konserine gitmiş olan bir kadın da kendisini tanıyıp 20 dolar bırakmıştı. Tüm toplanan parsa 32 dolar olmuştu.
* * *
Küçük çocukların merakını çekmişti keman konseri ama, onları da anneleriyle babaları ellerinden çekerek götürmüşlerdi.
* * *
Bir başka ayrıntı da, “L’enfant Plaza”daki bir çörekçi dükkânında müşterilere servis yapan kadının, sık sık dükkân kapısı önüne gelerek keman konserini dinlemeye çalışmasıydı.
Ayakkabı boyacılığı yapan bir kadın da, böyle durumlarda hemen polis çağırırken, nedense Joshua Bell için polis çağırmamıştı.
* * *
Bell ise sokak çalgıcısı kılığında verdiği konser için şöyle diyordu:
- Konserlerde dinleyicilerle hiç ilgilenmez ve sadece çaldığım parçalara konsantre olurken; Plaza’da sürekli çevreme bakıyordum, acaba kimse dinlemeye geliyor mu, diye. 43 dakikada 32 dolar kazanmak da fena değil. Böyle bir durumda kalırsam, pekâlâ geçinebilirim. Üstelik benimle konser angajmanları düzenleyen “Emprezario”ma da hiçbir şey ödemeden.
* * *
180 yıl önce de, Viyana’daki bir sokak kemancısı mahalle arasındaki sokaklarda keman çalıyor, ama kimse kendisine bir parsa atmıyormuş.
* * *
O sırada Viyana’da bulunan İtalyan besteci ve ünlü keman virtüözü Paganini, sokak kemancısını görmüş ve elinden kemanını alarak kendi çalmaya başlamış.
* * *
Birden evlerin pencereleri açılmış ve para yağmaya başlamış sokağa.
* * *
Paganini, sokak kemancısına:
- Al bunların hepsi senin, demiş; bugün benim şansım vardı, yarın da senin şansın olur, hiç merak etme.
* * *
Paganini ile aynı tarihlerde doğmuş ve aynı tarihlerde ölmüş olan padişah II. Mahmut döneminde ise, henüz daha keman yoktu Osmanlı dünyasında...
* * *
II. Mahmut’un hayatıyla da ilgili bir belgesel yapılsa; belki daha iyi anlaşılırdı bugün de bütçe yasası ile neden kimsenin ilgilenmediği.
* * *
Malum ya “biz bize benzeriz” ve sürekli olarak da birbirimizi benzetiriz; yetmez mi?